Kader Neden Var ve Değişmez?
Kader kesin bir hüküm değil ihtimaller bütünüdür ve değişmez denilen çizgisi insan iradesi ile atılan adımlar ve edilen dualar ile sıfırdan çizilebilir.
Kader Nedir, Allahın herkesin ne yapıp yapmayacağını önceden kaydetmesi şeklinde çok saçma bir fikir mevcuttur toplumumuzda. Hal böyle olsaydı Allah tüm insanlara neden akıl, bilinç ve en önemlisi irade verirdi. Kader kısaca; Allahın her şeyi önceden bilmesidir. Zaman ve mekan kavramı olmayan tüm yaratılmışların üstünde ve idare eden mutlak kudret sahibi yaratıcımız her şeyi önceden görür ve bilir. İlmi ile bunu bilmesine Kader denir.
Genellikle kader kesin ve değişmez bir hükümdür inancıyla yaklaşılır. Bu bakış açısına göre bireyin hayat yolu doğumdan ölüme kadar önceden seçimleri ile yaşayışının Allah tarafından bilinmesidir kader. Oysa İslami ve birçok manevi öğretiye göre kaderin varlığı insanın cüzi iradesi yani küçük ama etkili seçme özgürlüğü ile çelişmez. Tam tersine kader insanın seçimlerini de kapsayan sürekli akış halinde olan ve her an güncellenen ilahi bir bilgidir. Kader kesin bir hüküm değildir aksine sonsuz sayıda olasılığın birleşimidir. İnsan kendi kararları ahlaki seçimleri ve hatta içten dua kelimesini kullanmasıyla bu olasılıklar denizinde ilerleyeceği rotayı etkileme gücüne sahiptir. Bu nedenle kaderin tamamen değişmez olduğu fikri çaba ve ümidi yok sayan pasif bir yaklaşımdır.
Kaderin değişebilirliği ilkesi irade ve çabanın kesişim noktasında incelenmelidir. İnsana verilen akıl ve irade gücü ona sadece belirlenmiş bir yolu yürüme yetisi değil aynı zamanda seçim yapma özgürlüğü de sunar. Bu özgürlük kişinin ahlaki ruhsal ve fiziksel gelişimini şekillendirir. Örneğin bir kişi tembel olmayı seçebileceği gibi yoğun bir çaba ve azimle hayatını dönüştürmeyi de seçebilir. Bu seçimler yazılmış olan kaderi değil yaşanan kaderi etkiler. Bu noktada dinî ve manevi öğretilerde sıklıkla vurgulanan dua kelimesini kullanmanın gücü devreye girer. Dua sadece bir dilek değil aynı zamanda insanın niyetini bağlılığını ve çabasını ilahi düzene sunuş şeklidir. Dua değişim arzusu ve eylem arasında köprü kurar. Kadere inanmak pasif bir teslimiyet değil aktif bir katılımdır. İnsan üzerine düşeni yaptığında ve içtenlikle dua ettiğinde kaderin akışında mucizevi sayılabilecek değişiklikler meydana gelebilir. Bu değişim ilahi bilginin kaderin ta kendisidir yani Tanrı insanın dua edeceğini ve bu sayede hayatının değişeceğini zaten bilmektedir. Bu durum kaderin değişmeyeceği fikrini çürütür ve kaderin dinamik yapısını ortaya koyar.
Tüm bu cümleleri özetleyecek olursak, kaderin neden var olduğu sorusunun cevabı evrenin düzenindeki neden sonuç zincirini açıklamakla ilgilidir. Ancak bu varoluşsal düzen insan iradesi ve çabası ile etkileşim halindedir. Dua ile kader değişir düsturu bireye hem sorumluluk hem de umut yükler. Kader bir varış noktası değil varışa giden yolda yaptığımız seçimlerin gösterdiğimiz çabanın ve ettiğimiz duaların toplamıdır. İnsan kendi hayatının aktif bir yazarıdır ve kalemi elindedir. Değişmezlik inancı potansiyeli sınırlar oysa değişebilirliği kabul etmek bireyin hayatını daha bilinçli ve amaçlı bir şekilde inşa etmesini sağlar. Kader asla çaresizliğin gerekçesi olmamalıdır aksine insan iradesinin sonsuz potansiyelini ortaya çıkaran bir ilahi tasarımdır. Bu yüzden kader değişmez diyenler yanılıyor. İnsan iradesi ve dua kelimesini kullanmanın gücü kaderin akışını etkiler.