Neden Ölmek İstemeyiz?
Ölmek istemiyorum ifadesi, yaşamı koruma içgüdüsünün ve insanın var olma arzusunun psikolojik yansımasıdır.
Yaşam içgüdüsü ve ölüm korkusunun psikolojik temelleri
İnsan, doğası gereği yaşamı sürdürmeye programlanmıştır. Bu, hayatta kalma içgüdüsü olarak bilinen en temel dürtüdür. Ölmek istemiyorum diyen bir kişinin bilinçaltında, yaşamın değerini koruma arzusu yatar.1. Ölüm, bilinmeyene dair korkuyu temsil eder.
2. İnsan, kontrol edemediği bir sona karşı içsel direnç geliştirir.
3. Bağ kurma ve sevgi, hayata tutunmanın en güçlü nedenleridir.
4. Toplumsal roller, sorumluluklar ve hedefler, kişinin yaşamla bağını güçlendirir.
Psikologlara göre, insanın ölümü reddetmesi aslında yaşamı anlamlandırma sürecinin bir parçasıdır. Yaşamın geçiciliğini fark eden birey, bu farkındalığıyla üretken olur, daha çok sevmeye ve paylaşmaya yönelir.
Ölüm düşüncesiyle barışmak ve yaşama tutunmak
Ölüm düşüncesi çoğu insanda korku, bazılarında ise yaşamın kıymetini artıran bir farkındalık yaratır. Ölmek istemiyorum ifadesi, kaygının değil; yaşama bağlılığın dışavurumudur. İnsanlar sevdikleriyle bağ kurdukça, geleceğe dair umutlar geliştirdikçe ölüm düşüncesini geri plana iter. Din, felsefe ve sanat gibi alanlar da bu korkuya anlam katarak bireyin ruhsal dengesini korumasına yardımcı olur.1. Ölümü anlamlandırmak, kaygıyı azaltır.
2. Yaşama amaç yüklemek, korkuyu dönüştürür.
3. Ölüm fikrini kabul etmek, yaşamı daha bilinçli yaşamayı sağlar.
Gerçek huzur, ölümden kaçmakta değil; onun varlığını kabullenip buna rağmen yaşamı sevmekte yatar.
İşte tam burada, insanın ölmek istememesi bir zayıflık değil, varoluşun doğal bir sonucudur. Yaşamak, sadece hayatta kalmak değil; anlam, sevgi ve iz bırakma çabasıdır. Ölmek istemiyorum diyen insan, aslında yaşamı daha derinden kavramak isteyen insandır. Bu cümle, korkunun değil, yaşamı kutsal gören bilincin bir yansımasıdır.
Ölüm, idam ya da yokluk değildir; sonsuza kadar ayrılık da değildir. Aksine bir terhistir, yani görevini tamamlayan birinin dinlenmeye gönderilmesidir. Aynı zamanda bir yer değişimidir, ebedî mutluluk yurduna yapılan bir yolculuktur.
Nasıl ki bir asker görevini bitirdiğinde terhis edilip memleketine dönerse, insan da bu dünyada bir misafir ve görevli gibidir. Hayattaki vazifesi bitince, onu yaratan Allah, başka bir âleme - daha huzurlu, daha güzel bir dünyaya - gönderir.
Evet, ölüm iman edenler için rahmetin kapısıdır, inanmayanlar içinse sonsuz karanlığın kuyusudur. Ölümden korkmak, askerlik bittikten sonra terhis olmaktan korkmak gibidir. Akıllı bir asker terhisini sevinçle karşılar, çünkü artık dinlenmeye ve asıl vatanına dönmeye gidiyordur.